Türkçe // English
 
   
 
“İş”in Geleceği
Mobil Hayat
Sosyal Medya ve Şirketler
Geleceğin Meslekleri
Bölgeler Nasıl Kalkınır?
Her Başarısızlık Bir Sıçrama Taşıdır.
2012’de Şirketleri Etkileyecek 10 Trend
Dünyada İnovasyonun Durumu
Türkiye’de İnovasyon Yükseliyor
Steve Jobs’un Ardından
İnovasyonlar nasıl tutundurulur?
Yaratıcılık yeterli mi?
İnovasyon Ekonomisinin Çalışanları
Neyin Fırtınası?
İnovasyon Geliyorum Der
Kamu İnovasyonun Neresinde?
Öncü Kullanıcı Metodu
Bir İnovasyon Makinası
İş Modeli İnovasyonu
Girişimcilik ve İnovasyon
Kalite ve İnovasyon
İnovasyon Gündemin Başında
Eski Fikir İnovasyonu
Bildiğimiz yönetim demode mi?
İnovasyonun 5N1K’sı
İnovasyon Değil, İnovasyon Yönetimi!
Değişim Yönetimi
Yeni İş Fikirleri
İnovasyon Ama Nasıl?
Birleştirici İnovasyonlar
İnsan Kaynaklarının Önemi Artacak
Gelecek İçin Rekabet
İnovasyonun Adında Kalmak
İnovasyoncu kimdir?
Fikir Yönetimi
İnovasyonun Sanal Ortamı
Maliyet İnovasyonu
İnovasyon Hangi Ortamlarda Gelişir?
Krizin Panzehiri İnovasyon
ArGe ve İnovasyon
İnovasyonla Ekonomik Zorlukları Aşmak
İnovasyon Paradoksu
Globalleşme ve İnovasyon
Bütün zamanların en büyük inovasyonu
İnovasyon Liderliği
İnovasyon Bağışıklık Sistemi
İnovasyon Müşteriden mi Başlar?
Değer İnovasyonu
Şirketiniz İnovasyon Kültürü’nün Neresinde?
Türkiye’de inovasyon var mı?
Yanan Platform Etkisi Yaratmak
İnovasyon kimin işidir?
İnovasyon neden önemli?
Türkiye’de inovasyon var mı?

Gırgır isimli mizah dergisini birçok kişi hatırlar. Bir zamanlar Rus Krokodil dergisinden sonra dünyanın ikinci en çok satan mizah dergisi olmuştu. Gırgır’da en çok sevdiğim köşelerden biri Zihni Sinir idi. Zihni Sinir çeşitli “proceler” yapar ve Türk insanının yaratıcılığına elçi olurdu. Benim en beğendiğim projeler taşıtlar ve iş hayatı ile ilgili olanlardı. Daha sonra bu karikatürler, çok yerinde bir girişimle Tübitak Yayınları arasında yayınlandı ve derli toplu bir hale geldi. Zihni Sinir ve çizeri İrfan Sayar’ın insanları güldürmenin yanında, Türkiye’de yaratıcılık ve inovasyonu popüler kültüre taşımada önemli bir katkıları oldu. Ancak, yenilikler yaratma kapasitemiz Zihni Sinir boyutunda, yani bir şaka olarak mı kaldı acaba?

Ülke olarak bilim ve teknolojide çok iyi bir durumda olduğumuz söylenemez. Teknolojik inovasyonda dünya liginde bir yerimiz yok. Her ne kadar patent sayıları inovasyon düzeyini birebir yansıtmasa da Türkiye ne yazık ki bu konuda çok geride. Türk Patent Enstitüsü verilerine göre 2005 yılında 95 adet yerli patent verilmiş. ABD Patent Ofisi Mart 2006 tarihli raporuna göre ABD’de Amerikalılara 2005 yılında verilen patent sayısı 82585. WIPO(Dünya Fikri Mülkiyet Organizasyonu) Mayıs 2006 tarihli istatistiklerine göre ise, 2005 yılında Japonya 24815, Almanya 15995, Çin 2500, ve İtalya 2354 Uluslararası Patent başvurusunda bulunmuşlar. Yani bu alanda daha gidecek çok yolumuz var.

Bugüne kadar genellikle işin kolayına kaçtık. Dışarıdan teknoloji alıp, onların tasarladığı ürünleri üretme yolunu seçtik. Kendi markalarımıza sahip olma ve bunlara yatırım yapmayı bile yeni yeni keşfettik. Yıllarca Avrupa ve Amerika’nın fason üreticisi olduk.

Arada sırada basında Türk bilim adamlarının, doktorlarının, tasarımcılarının dünya için yeni işlerde başarıları yayınlanıyor. Fakat bunların neredeyse hepsi yurt dışında. Burada yaratıcı ve üretken olamadıklarından mı, yoksa orada imkanlar ve ortam daha iyi olduğundan mı? Herhalde her ikisi birden.

Aslında insanımızın pratik zekası, yaratıcılığı hiç de azımsanacak bir düzeyde değil. Üretim sektöründe çalışanlar bilir. Bir makine parçasını sanayi çarşısına götürüp hiçbir teknik resim olmadan aynısından yaptırmak bizim için normal bir iştir. Başkasının tasarladığı makine üzerinde geliştirmeler yapmak da zaman zaman başvurduğumuz yollardandır.

Türkiye’de inovasyon denince aklımıza hangi ürünler, hangi hizmetler, hangi iş modelleri geliyor? İşte şu dünyada ilk olarak Türkiye’de yapılmış bir şeydir diyebileceğimiz neler var?

Benim aklıma yiyecek kategorisinden simit ve döner geliyor mesela. Simit hep ayakta yürürken yenilen veya alınıp eve götürülen bir şeydi. Simitten son dönemde bir de iş modeli inovasyonu yaratılıp çeşitli isimler altında simit kafeleri şeklinde bir format geliştirildi. Tüketiciler için ekonomik bir öğün alternatifi oldu ama fikri geliştirene büyük bir getirisi olduğunu sanmıyorum, çünki hemen kopya edildi. Döner konusunda da son yıllarda bir inovasyon yapılarak tavuk döneri yaratıldı. Bir sonraki aşama olarak ben soya kıyması ve sebzelerden oluşan bir vejeteryan döneri hayal ediyorum.

Biraz daha geçmişe dönecek olursak, Türk Kahvesi olarak anılan içecek temel olarak bize Araplardan gelmiş ise de 1554 yılında İstanbul’da ilk kahvehaneyi kurarak buna Türklerin yeni bir iş modeli boyutu kattığı söylenebilir. Avrupa’daki ilk kahvehane 100 yıl sonra kuruldu. Bundan yaklaşık 300 yıl sonra ise Starbucks kahvehane kültürünü daha da yukarılara taşıyarak, Türkiye’de kahvehaneler açmak dahil, bu işten en büyük ticari başarıyı elde etti ve dünyanın en inovatif şirketleri arasına girdi.
Dolmuş da önemli bir Türk hizmet inovasyonu. Şu anda minibüsler kullanılıyorsa da geçmişte otomobillerle yapılan bize has bir taşıma modeliydi. Amerika’da “Limo Servisi” adı altında minibüslerle yapılan benzerleri çıktı sonradan.

Başka bir Türk inovasyonu da taharet musluğu. Bu rahatlığa alışan Türkler dünyanın çeşitli ülkelerine gittikleri zaman genelde otellerde sıkıntı çekerler. 1988 yılında Japonya’ya yaptığım ilk seyahatte onların bu inovasyonu bir adım öteye götürerek açısı ve sıcaklığı da ayarlanabilir hale getirdiklerini ve Toto markası altında bütün dünyaya sattıklarını gördüm.

1990’ların sonlarında Brisa’da Lassa markası ile ilgili bir Yol Yardımı hizmeti başlattık. Bu gibi hizmetler o zamana kadar otomobil müşterileri için uygulanıyordu ve lastik işinde dünyada ilk idi. Lassa Yol Yardımı çok takdir gördü ve satışlarımızı ciddi şekilde arttırdı. O dönemde yapılan böyle yaratıcı çalışmalar ve marka yönetimi Lassa’yı Türkiye’de liderliğe taşıdı.

Tekstil sektörü gibi klasik bir sektörde T-Box markası altında sıkıştırılarak paketlenmiş giysileri piyasaya sunan Boyner Grubu, ambalaj, satış modeli, iletişim gibi birçok alanda birden ortaya çıkan bir pazarlama inovasyonuna imza attı. 2005 yılında 1 milyon adet civarında bir satış yapan T-Box 2006’da 2 milyonu yurt dışında olmak üzere 4 milyonluk bir satış hedefliyor.

Türkiye elektronik ev aletlerinde ve özellikle televizyon üretiminde son yıllarda kayda değer yol aldı. Avrupa’da Türk televizyon üreticileri Vestel, Beko ve Profilo pazara hakim bir pozisyon yakaladılar. Bu kuşkusuz böyle teknolojik bir ürün kategorisinde kutlanacak bir başarı. Ancak daha da önemlisi, Türk üreticilerinin bunu sadece Kalite/Maliyet avantajlarıyla değil inovatif ürünlerle yapmış olmaları. Avrupa’da ev elektroniği sektörünün buluşma noktası olarak kabul edilen IFA fuarında bu yıl Türk televizyon üreticileri ağırlığını koydu ve inovasyonlarını sergilediler. Türkiye Avrupa’ya 18 milyon televizyon ihraç ediyor. Bu Avrupa’da satılan televizyonların %60’ı. Vestel Türkiye’de 7, yurtdışında da İngiltere, Taiwan, Hong Kong ve ABD’de 4 olmak üzere toplam 11 ArGe biriminde inovasyon çalışmaları yürütüyor. 2006 için 150 milyon YTL ArGe bütçesi ayrılmış. Sabit disk sürücülü TV, DivX özellikli DVD gibi çeşitli inovasyon ürünlerini piyasaya sürmüş durumda. Yakın geçmişte Beko’yu da alan Arçelik ise kendini Türkiye’nin patent şampiyonu olarak tanıtıyor. Sloganı “Arçelik demek, yenilik demek”. Bir zamanlar kuru üzüm ve incirle Yerli Malı Haftaları yapan bir ülke için bu algılamaya gelinmesi bile çok iyi bir gelişme.

Capital dergisi Türkiye’de ilk defa bir İnovasyon Araştırması sürdürüyor. Bu konuda bir çalışmaya liderlik ettikleri için Capital’i ve araştırmayı destekleyen IBM’i kutluyorum. Araştırmanın Ekim sayısında yayınlanan ilk bulguları inovasyonun Türkiye’de CEO’ların gündeminde önemli bir yer tutmaya başladığını gösteriyor. İnovatif bir kültürün şirket içinde yerleşmesi ve sistematik çalışmalara başlanabilmesi için en önemli şart olan CEO’ların taahhüdü gerçekleşme yoluna girmiş görünüyor. Şirketlerin, tünelin ucundaki ışığın inovasyon yönetimi olduğu bilincine gelmeleriyle de ülke olarak inovasyon liginde adım adım ilerlemeyi bekleyebiliriz.


Ali Özgenç
12.10.2006
Capital
 

 
  © 2012 Algoritma – Her Hakkı Saklıdır