Türkçe // English
 
   
 
“İş”in Geleceği
Mobil Hayat
Sosyal Medya ve Şirketler
Geleceğin Meslekleri
Bölgeler Nasıl Kalkınır?
Her Başarısızlık Bir Sıçrama Taşıdır.
2012’de Şirketleri Etkileyecek 10 Trend
Dünyada İnovasyonun Durumu
Türkiye’de İnovasyon Yükseliyor
Steve Jobs’un Ardından
İnovasyonlar nasıl tutundurulur?
Yaratıcılık yeterli mi?
İnovasyon Ekonomisinin Çalışanları
Neyin Fırtınası?
İnovasyon Geliyorum Der
Kamu İnovasyonun Neresinde?
Öncü Kullanıcı Metodu
Bir İnovasyon Makinası
İş Modeli İnovasyonu
Girişimcilik ve İnovasyon
Kalite ve İnovasyon
İnovasyon Gündemin Başında
Eski Fikir İnovasyonu
Bildiğimiz yönetim demode mi?
İnovasyonun 5N1K’sı
İnovasyon Değil, İnovasyon Yönetimi!
Değişim Yönetimi
Yeni İş Fikirleri
İnovasyon Ama Nasıl?
Birleştirici İnovasyonlar
İnsan Kaynaklarının Önemi Artacak
Gelecek İçin Rekabet
İnovasyonun Adında Kalmak
İnovasyoncu kimdir?
Fikir Yönetimi
İnovasyonun Sanal Ortamı
Maliyet İnovasyonu
İnovasyon Hangi Ortamlarda Gelişir?
Krizin Panzehiri İnovasyon
ArGe ve İnovasyon
İnovasyonla Ekonomik Zorlukları Aşmak
İnovasyon Paradoksu
Globalleşme ve İnovasyon
Bütün zamanların en büyük inovasyonu
İnovasyon Liderliği
İnovasyon Bağışıklık Sistemi
İnovasyon Müşteriden mi Başlar?
Değer İnovasyonu
Şirketiniz İnovasyon Kültürü’nün Neresinde?
Türkiye’de inovasyon var mı?
Yanan Platform Etkisi Yaratmak
İnovasyon kimin işidir?
İnovasyon neden önemli?
Fikir Yönetimi

Amerika’nın İnsan Kaynakları alanında önemli danışmanlık şirketlerinden Towers Perrin’in 18 ülkede 90.000 çalışanla yürüttüğü 2007-2008 Global İşgücü Araştırmasına göre çalışanlar bilgi ve becerilerini işverenleri adına kullanmak istiyorlar. Ancak bu beceri ve bilgilerin önemli bir kısmı kullanılmadan duruyor. Araştırma sonuçları çalışan her beş kişiden yalnızca birinin işine gönüllü olarak tam gücünü verdiğini ve bu “gönüllü katılım” boşluğunun çalışanların katılımı ile şirketlerin kârlılığı arasındaki güçlü ilişki nedeniyle ciddi riskler taşıdığını ortaya koyuyor. İşe gelirken beynini ve gönlünü evde bırakan insanlar şirketler için büyük kayıp. Oysa aynı araştırmaya göre her 5 çalışandan 4’ü becerilerini geliştirecek zorlayıcı görevlerde çalışmak istiyor ve şirketin onlara bilgi ve becerilerini ortaya koyabilecekleri platformlar sağlamasını bekliyor. Buradan çıkan önemli bir sonuç, şirketlerin doğru şeylere odaklandıkları durumda çalışanların gönüllü katılımında çok ciddi fark yaratabilecekleri.

Şirketlerin çalışanlardan satın aldığı, bilgi, çalışkanlık, sadakat gibi unsurlar bugün dünyanın herhangi bir yerinden alınabilir. İnovatif şirketler ise farklı iş sonuçları alabilmek için çalışanlardaki insiyatif, yaratıcılık, ve son noktada da tutkuyu açığa çıkartacak ortamları yaratmaya odaklanıyorlar.

FİKİR YÖNETİMİNİN ÖNEMİ
Çalışanların gönüllü katılımını alarak şirketin inovasyon çarklarını döndürmenin en iyi yollarından biri Fikir Yönetimi. Şirketlere fikirleri yönetip yönetmediklerini sorduğumda genellikle “bir öneri sistemimiz var” cevabını alıyorum. Oysa öneri sistemleri ile fikir yönetimi oldukça farklı şeyler. 100 yıldan daha eski bir tarihi olan öneri sistemlerinin yıpranmış bir imajı ve önemli zaafları var. Genellikle iş güvenliği, üretim kalitesi, ve maliyet azaltma gibi alanlarda fabrikalarda kullanılagelen öneri kutuları Japonların Kaizen dedikleri küçük iyileştirmeler için hala fonksiyonel. Ancak ister kutu ile olsun ister elektronik, öneri sistemlerinden çığır açıcı fikirlerin çıkmasını beklemek iyimserlik olabilir.

Fikir yönetiminin, öneri sistemlerine göre üstünlükleri neler? Her şeyden önce fikir yönetimi, öneri sistemlerinden farklı olarak bireysel fikirlerin en ham haline değil, grup zekası ile geliştirilebilecek fikirlere konsantre olan bir yaklaşım. Fikir yönetim sistemlerinde işbirliği ve fikir paylaşımı öne çıkıyor.

Fikir yönetimi sistemleri “iş odaklı” sistemler. Şirketin yapmaya çalıştığı işler, genel hedefleri, yenilik getirmeye çalıştığı alanlara odaklanıyorlar. Böylece bu sistemlerde şirkete gerçekten katkı sağlayacak yüksek kalitede fikirler ortaya çıkabiliyor. Ortaya çıkmakla da kalmıyor, diğerleri tarafından geliştirilebiliyor veya yeni fikirleri tetikleyebiliyor.

Öneri sistemlerinde fikirler genellikle bir üst amirin süzgecinden geçmek zorunda. Bunun önemli nedenlerinden biri de çalışanlara “ne fikriniz varsa söyleyin” dendiği zaman, çok sayıda, birbirinin benzeri olan, şirketin ana amaçlarına odaklanmayan, ve her zaman kaliteli olmayan fikirlerin gelmesi. Öneri sistemlerinde bu fikirlerle nasıl başa çıkılacağı bilinmediğinden kolay yol, yani işi ilk amirlere bırakmak seçilmekte. Tabii ki bu ilk amirlerin hepsi yeni fikirlere aynı oranda açık kişiler değil, ve değerlendirmeler de sübjektif olmaktan kurtulamıyor. Öneri getirenlere geri bildirimde bulunma konusu da aynı sübjektiflikten etkilenince olumlu veya olumsuz bir cevap alamayan kişiler de, doğal olarak, yeni fikirlerle gelmez oluyorlar. Fikir yönetimi sistemlerinde ise farklı olarak yapılandırılmış gözden geçirme ve düzenli bir geri bildirim var.

Fikir yönetimi, farklı coğrafyalarda çalışan kişilerin fikirlerini de biraraya getirebiliyor. Hatta müşterileri, tedarikçileri, ve iş ortaklarını da sisteme katmak mümkün. Fikir yönetiminde ayrıca, benzer fikirleri birleştiren, tekrarları önleyen önlemler de alınıp sistemin tıkanması önlenebiliyor.

YAZILIMDAN İBARET DEĞİL!
Öte yandan fikir yönetimi konusunu bir yazılım paketinden ibaret görmemek lazım. Konuya böyle yaklaşanlar istedikleri sonuçlar ortaya çıkmazsa büyük hayal kırıklığı yaşayabilirler. Bilgi teknolojileri bu konuyu kolaylaştırma ve yaygın hale getirmede her ne kadar çok önemli olsa da bunun ötesinde şirketlerde bu süreci yönetmek için yapılması gereken çeşitli işler var.

Türkiye’de inovasyonun önemi anlaşılmaya başlandığından beri yazılım sektöründe de konuya ilgi arttı. Ancak öneri sistemi niteliğinde yazılımları İnovasyon Programı, İnovasyon Yönetim Paketi gibi isimlerle pazarlamaya çalışanlar var ki bu hem yanıltıcı hem de fikir yönetimi gibi önemli bir konuda kafa karışıklığı yaratıcı birşey.

Ali Özgenç
13.08.2009
Capital
 

 
  © 2012 Algoritma – Her Hakkı Saklıdır