Türkçe // English
 
   
 
“İş”in Geleceği
Mobil Hayat
Sosyal Medya ve Şirketler
Geleceğin Meslekleri
Bölgeler Nasıl Kalkınır?
Her Başarısızlık Bir Sıçrama Taşıdır.
2012’de Şirketleri Etkileyecek 10 Trend
Dünyada İnovasyonun Durumu
Türkiye’de İnovasyon Yükseliyor
Steve Jobs’un Ardından
İnovasyonlar nasıl tutundurulur?
Yaratıcılık yeterli mi?
İnovasyon Ekonomisinin Çalışanları
Neyin Fırtınası?
İnovasyon Geliyorum Der
Kamu İnovasyonun Neresinde?
Öncü Kullanıcı Metodu
Bir İnovasyon Makinası
İş Modeli İnovasyonu
Girişimcilik ve İnovasyon
Kalite ve İnovasyon
İnovasyon Gündemin Başında
Eski Fikir İnovasyonu
Bildiğimiz yönetim demode mi?
İnovasyonun 5N1K’sı
İnovasyon Değil, İnovasyon Yönetimi!
Değişim Yönetimi
Yeni İş Fikirleri
İnovasyon Ama Nasıl?
Birleştirici İnovasyonlar
İnsan Kaynaklarının Önemi Artacak
Gelecek İçin Rekabet
İnovasyonun Adında Kalmak
İnovasyoncu kimdir?
Fikir Yönetimi
İnovasyonun Sanal Ortamı
Maliyet İnovasyonu
İnovasyon Hangi Ortamlarda Gelişir?
Krizin Panzehiri İnovasyon
ArGe ve İnovasyon
İnovasyonla Ekonomik Zorlukları Aşmak
İnovasyon Paradoksu
Globalleşme ve İnovasyon
Bütün zamanların en büyük inovasyonu
İnovasyon Liderliği
İnovasyon Bağışıklık Sistemi
İnovasyon Müşteriden mi Başlar?
Değer İnovasyonu
Şirketiniz İnovasyon Kültürü’nün Neresinde?
Türkiye’de inovasyon var mı?
Yanan Platform Etkisi Yaratmak
İnovasyon kimin işidir?
İnovasyon neden önemli?
Değer İnovasyonu

Hiç düşündünüz mü, TV kumandanızın kaç düğmesini kullanıyorsunuz. Evinizde, zamanlayıcısını kullanmak pratik olmadığı veya hiç gerekmediği için saati yanıp sönen kaç alet var? Aldığınız son model cep telefonunun bütün özelliklerini kullanıyor musunuz? Çamaşır makinenizdeki ekstra düğmelerin ve üzerindeki şekilciklerin sizin için bir anlamı var mı? Bilgisayarınızdaki Word, Excel gibi programların hiç bilmediğiniz ve büyük olasılıkla bundan sonra da hiç ihtiyaç duymayacağınız kaç özelliği var?

Birçoğumuz için lüzumsuz ve hiç kullanılmayan özelliklerle dolu ürünler hayatımızın her tarafında. Yukarıdaki sorulara anlamlı bir cevap veremiyorsanız siz de aşırı tasarlanmış ve aşırı fiyatlı ürünlerle karşı karşıya olan büyük çoğunluğun bir parçasısınız. Bu özellikler müşteriler için değer taşımadığı gibi, bir de kafa karıştırıcı ve insanı yetersiz hissettirici boyutları var. Peki müşterilerin büyük çoğunluğu için herhangibir değer taşımayan bunca özellik nasıl giriyor bu ürünlerin ve hizmetlerin içine?

Bunun cevabını “rekabet” kavramında aramak lazım. Şirketler uzunca bir süredir iki temel boyutta bir rekabet sürdürüyorlar. Bunlardan birincisi Kalite/Maliyet ekseninde rekabet ki bu giderek şirketleri kârsızlaştırıyor ve birçok sektörde arzın talebi geçtiği bugünün global ekonomisinde “dibe yarış” sonucunu getiriyor. İkincisi ise teknoloji boyutunda rekabet. Burada da gözlerini rakiplerine göre üstünlük sağlamaya dikmiş olan şirketler, rakiplerinden bir fazlasını ürünlerine koymaya konsantre olmuş durumdalar. Açıkçası, şirketlerin birbirini geçmeye çalışmaktan müşteriyi unuttuğu bir dönem yaşıyoruz. Bu modelde rekabet sonucunda, şirketlerin pazarla ve tüketicilerle ilgili algılamaları belirsizleşiyor. İşin kötüsü, bir yandan müşterilerin karşısına anlamadıkları, kullanmayı beceremedikleri, kendilerini eksik hissettiren ve daha pahalı ürünler çıkarken, bir yandan da şirketler artan maliyetlerin faturasını kısmen üstlenmek durumunda kalıyorlar.

İki tarafın da kaybettiği bu oyunu, iki tarafın da kazandığı bir şekle dönüştürmenin yolu Değer İnovasyonu’nda yatıyor. Değer İnovasyonu için rekabete değil, müşteriye odaklanmak ve müşteri için yüksek değer taşıyacak unsurları ön plana çıkarmak veya yaratmak gerekiyor. Değer inovasyonunun bir başka boyutu ise müşteri için bir değeri olmayan ve hatta olumsuzluklar içeren, hayatını zorlaştıran unsurları yoketmekten geçiyor. Değer İnovasyonunda yaratılan yeni değer ne kadar çarpıcı ise, o oranda uzun bir süre için rekabet-üstü bir pozisyon yakalamak mümkün.

1970’lerin ortalarında İsviçre saat endüstrisi Japonya’dan gelen rekabet karşısında ciddi bir krize girmiş idi. 1983 yılında Swatch markalı ince plastik saatlerin çıkması ile endüstri yeniden hayata döndü. Swatch, saati zamanı gösteren bir araç olmaktan çıkartıp, duygusal boyutu olan, şık tasarımlı ve geniş kitlelere hitap eden bir moda aksesuarı haline getirmişti. Fiyatı $40 olan bu saatlerden insanlar birden fazla sayıda aldı. Swatch böylece saati yeniden tanımlayarak rekabet-üstü bir konum yakaladı ve değer inovasyonuna iyi bir örnek oluşturdu. Şu anda Swatch dünyanın en büyük saat üreticisi.

Dünyanın elektronik devlerinden Philips, “Sense and Simplicity” adını verdiği Basitlik temalı yeni tasarım anlayışını “Alakalı İnovasyon” olarak tanımlıyor. Philips, dijital devrimin insanların hayatını kolaylaştırması gerektiğini ancak araştırmalara göre bunun böyle olmadığının ortaya çıktığını söylüyor. Evde bir şebeke oluşturmaya yarayan ürünlerin %30’u çalıştırılması zor olduğu için iade ediliyor. Tüketicilerin %48’i ise dijital fotoğraf makinesi alımından bu ürünleri fazla karmaşık bularak vazgeçiyorlar. Bu bulgularla Philips, ileri teknolojili fakat basit kullanımlı ürünler tasarlamak üzere yola çıkarak değer inovasyonuna bir başka örnek oluşturuyor.

Teknoloji hayatın her alanına girdikçe, belli bir yaşın üstündeki insanlar iletişimden kopmaya başladılar. Artık mektup yazmıyor birbirimize elektronik mesajlar gönderiyoruz. Cep telefonları günlük hayatımızın bir parçası. 11 Aralık tarihli Business Week dergisinde yaşlılar için iki yeni ürünün haberi vardı. Biri sadece telefon etmeye yarayan çok basit bir cep telefonu. Düğmeleri ve ekranındaki yazılar oldukça büyük ve okunaklı. Ayrı bir açma/kapama düğmesi ve hatta sabit telefonlardaki gibi çevir sesi var. 15 adet numara programlanabiliyor ve çok basit şekilde aranabiliyor. Doğal olarak maliyeti çok düşük bir telefon bu. Diğer ürün ise HP’nin posta kutusu yazıcısı. Bu ürün de evlerinde bilgisayar olmayan kişiler için tasarlanmış içinde bir modem olan ve doğrudan telefon hattına bağlanan bir yazıcı. Gelen elektronik postaları otomatik olarak istenen yazı büyüklüğünde basıyor. Bu cihaza günlük olarak bulmacalar, bültenler de yollanabiliyor. Torunların resimleri ise herhalde en önemli kullanımı. Şimdi bir düşünün, bu ürünleri kaç kişi yaşlı anne babasına hediye etmek ister.


Değer inovasyonu, inovasyon faaliyetlerini daha odaklı hale getirebilecek bir kavram, bu nedenle ana noktalarını bir kez daha toparlamakta yarar var:
    • Müşterilerin ifade edemedikleri sorunlarına eğilmek ve gerekirse mevcut işimizin de ötesine çıkarak bunları çözmeye çalışmak,
    • Müşteriler için, başka bir yerde bulamadıkları önemli bir değer paketi sağlamak. Müşterinin yüksek değer vereceği unsurları yaratmak veya arttırmak,
    • Müşteri için değer ifade etmeyen unsurları azaltmak veya yoketmek. Böylece şirketin maliyetlerini düşürmek, kârlılığını arttırmak,
    • Rakiplere değil tüketiciye ve müşteri için yaratılan değere konsantre olmak. Rakipleri izlemek fakat ürün ve hizmetleri geliştirirken onlarla kıyaslama yapmamak,

Değer inovasyonu, herşeyden önce işimize baştan bakmayı ve kendimize, “yeniden başlasak ne yapardık” diye sormayı gerektiriyor. Pazardaki mevcut kabulleri sorgulamak, varsayımları zorlamak, ve mevcut şartlarda rekabet yerine rakipleri geçersiz kılacak yeni alanlar aramak değer inovasyonunda başarılı olmanın adımlarını oluşturuyor.


Ali Özgenç
19.01.2007
Capital





 

 
  © 2012 Algoritma – Her Hakkı Saklıdır